4 Ağustos 2026 tarihlerinde, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Jiang Xuebin’in kaleme aldığı “Çin-Türkiye Stratejik İs Birliği Yolculuğunda Birlikte İlerleyelim” başlıklı makale Sabah gazetesi ve Çin Renmin Günlüğü’nde yayımlanmıştır. Makalenin tam metni şöyledir:


Bu yıl 4 Ağustos, Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yıldönümüdür. Yarım asrı aşkın sürede Çin-Türkiye ilişkileri sıçramalı bir gelişim göstermiş, ikili iş birliği güçlü bir dinamizm kazanmış ve iki ülke el ele vererek ortak kalkınma ve refah yolunda ilerlemiştir.
Karşılıklı siyasi güvenimiz daha da pekiştirilmektedir. Diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana Çin ve Türkiye, ikili ilişkilerini daima tek Çin ilkesi temelinde geliştirmiş; birbirlerinin temel çıkarlarına ve başlıca hassasiyetlerine anlayış göstereceğini ve destek vereceğini taahhüt etmiş, egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını korumasını karşılıklı olarak desteklemiştir. Son yıllarda Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortak ilgisi ve stratejik rehberliği sayesinde Çin-Türkiye ilişkilerinin gelişmesi hız kazanmıştır. Geçen yıl, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Tianjin Zirvesi esnasında iki ülke lideri başarılı bir görüşme gerçekleştirmiş ve ben de buna tanık olma şerefine nail oldum. Bu görüşme, Çin-Türkiye ilişkilerinin geleceğine yön vermiş ve ilişkilere güçlü bir ivme kazandırmıştır. Önümüzdeki dönemde, diplomatik ilişkilerin kuruluşundaki ortak vizyondan sapmadan iki liderin önemli mutabakatları ışığında, karşılıklı siyasi güvenimizi sürekli pekiştireceğiz ve karşılıklı saygı, karşılıklı güven ve karşılıklı destek temelinde omuz omuza ilerlemeye devam edeceğiz.
Pratik iş birliğimizde verimli sonuçlar elde edilmektedir. Diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana ikili ticaret hacmi bir milyon doların altından yaklaşık 50 milyar dolara ulaşmış, karşılıklı yatırımlar ise sıfırdan 3,6 milyar doları aşmıştır. Çin, Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarından biri haline gelmiştir. Kuşak ve Yol Girişimi ile Orta Koridor Planı'nn uyumlaştırılması hızlanmış, Türkiye üzerinden geçen Çin-Avrupa yük trenleri düzenli bir şekilde işletilmektedir. Renminbi takas bankası Türkiye'de resmen faaliyete geçmiştir. Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesi'nin ikinci etabı, Hunutlu Termik Santrali ve Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisi gibi simgesel projeler başarıyla hayata geçirilmiştir. Türkiye'de üretilen kiraz, antep fıstığı ve süt ürünleri gibi ürünler de Çin halkının sofralarında yerini almıştır. Daha yüksek düzeyde karşılıklı fayda ve ortak kazancı sağlamak üzere kalkınma stratejilerimizin entegrasyonunu daha da güçlendirip geleneksel alanlardaki iş birliğimizi bir üst seviyeye taşıyacağız, yenilenebilir enerji, 5G, biyomedikal vs alanlardaki iş birliği potansiyelini su yüzüne çıkaracağız.
Beşerî ve kültürel etkileşimlerimiz giderek yoğunlaştırılmaktadır. Pek çok Türk arkadaşım bana "İlim Çin'de de olsa gidip alınız." sözünü duyarak büyüdüğünü anlatmaktadır. Buna karşılık giderek daha fazla Çinli turist "romantik Türkiye" yi ziyaret etmeyi arzu etmektedir. Bu yılın ilk beş ayında yaklaşık 200 bin Çinli turist Türkiye'yi ziyaret etmiştir. Türkiye'de dört Konfüçyüs Enstitüsü, Çin'de ise Yunus Emre Kültür Merkezi faaliyet göstermektedir. Her iki ülkede de giderek daha fazla okul karşı tarafın dilini eğitim programlarına dâhil etmektedir. "Mutlu Bahar Bayramı", "Uyum İçin Çay" ve "Uluslararası Çince Günü" gibi etkinlikler büyük ilgi görmektedir. Kızıl Köşkün Rüyası ve Yi Jing gibi Çin klasik eserlerinin Türkçe baskıları art arda yayımlanmaktadır. Geçtiğimiz ay “Xi Jinping: Çin’in Yönetimi” kitabının 5. cildinin tanıtım toplantısı başarıyla düzenlenmiştir. Eşitlik, birbirinden öğrenme, diyalog ve kapsayıcılık ilkelerine dayalı medeniyet anlayışıyla kültürel etkileşimlerimizi geliştirip halklarımız arasındaki gönül bağını daha da güçlendireceğiz.
Çok taraflı iş birliğimiz sürekli olarak derinleştirilmektedir. Yükselen dev ülkeler ve Küresel Güney'in önemli üyeleri olarak Çin ve Türkiye, bağımsızlık ruhuna sahip iki devlettir. Her iki ülke de kararlılıkla çok taraflılığı savunmakta ve gelişmekte olan ülkelerin meşru hak ve çıkarlarını korumaktadır. Türkiye'de hükümet, siyasi partiler, medya kuruluşları, iş dünyası ve toplumun farklı kesimlerinden arkadaşlarımızla yaptığım görüşmelerde ortak bir kanaat dikkat çekmektedir: Çin ile Türkiye, dünya barışının korunması ve küresel kalkınmanın ilerletilmesinde kilit öneme sahip iki ülkedir. Değişikliklerin kargaşalarla iç içe geçtiği günümüz dünyasında ikili iş birliklerimizin güçlendirilmesi yalnızca halklarımızın yararına değil, aynı zamanda tüm dünyanın ortak çıkarına hizmet edecektir. Çin tarafı, Türkiye ile Birleşmiş Milletler, G20 ve ŞİÖ başta olmak üzere çok taraflı platformlarda yakın eşgüdümü sürdürmeye, daha adil ve makul bir uluslararası düzen ile uluslararası kuralları birlikte korumaya ve küresel yönetişimin geliştirilmesini teşvik etmeye hazırdır. Türkiye'nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmasına destek vereceğiz. Türkiye dâhil olmak üzere tüm taraflarla birlikte iklim değişikliğiyle mücadele etmeye ve temiz, güzel ve sürdürülebilir bir dünyanın inşasına katkıda bulunmaya hazırız.
Halihazırda Çin, 15. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nı adım adım hayata geçirirken, Türkiye de "Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda kararlılıkla ilerlemektedir. Yeni bir tarihî başlangıç noktasında, Türkiye ile birlikte iki ülke liderinin önemli mutabakatlarını kapsamlı biçimde hayata geçirmeye, Çin-Türkiye stratejik iş birliği ilişkilerinde yeni sayfa açmaya ve insanlığın ortak kader topluluğunun inşasına yeni katkılar yapmaya hazırız.