3 Nisan'da Türkiye'nin resmi haber ajansı Anadolu Ajansı'na özel bir röportaj veren Çin Büyükelçisi Jiang Xuebin, Çin-Türkiye ilişkileri, ikili işbirliği ve ABD'nin Çin'e getirdiği ek gümrük vergisi vb. konulara ilişkin gazetecinin sorularını yanıtladı. Röportaj ertesi gün AA'nın websitesinde yayınlanmıştır:

1-Geçtiğimiz yıldan bu yana Türkiye ve Çin arasında her düzeyde yoğun temaslar sürdürülmekte ve her alandaki ikili işbirliği istikrarlı bir şekilde ilerlemektedir. Türkiye-Çin Stratejik İşbirliği İlişkileri’nin kuruluşunun 15. yıldönümü vesilesiyle bu yıl ikili ilişkilerde daha büyük gelişmeler yaşanacak mi?
2010 yılında Çin-Türkiye Stratejik İşbirliği İlişkileri’nin kuruluşundan bu yana birçok alanda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan yakın temas ve iletişimde kalıp ikili ilişkilerin gelişimine yön vermiştir. Yeni bir tarihi başlangıç noktasında bulunan Çin, iki ülke liderinin önemli mutabakatlarını tam anlamıyla yerine getirmek, kapsamlı, derin ve üst düzeyli Çin-Türkiye ilişkilerini tesis etmek için Türk tarafıyla birlikte çaba sarf etmeye hazırdır.
Birincisi, karşılıklı siyasi güvenimiz daha da pekiştirilmelidir. Çin, Türkiye’nin bağımsız ve egemen gelişme yolunu izlemeye devam etmesini, Türkiye’nin egemenliğini, güvenliğini ve kalkınma çıkarlarını korumasını kararlılıkla desteklemektedir. Öte yandan Türkiye'nin Çin’in egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğü gibi temel çıkarları ilgilendiren konularda meşru tutumlarına gösterdiği anlayışı ve sağladığı desteği takdirle karşılıyoruz. İki taraf birbirine kararlılıkla karşılıklı destek vermeye ve ikili ilişkilerin siyasi temelini pekiştirmeye devam etmelidir.
İkincisi, somut işbirliğimiz derinleştirilmelidir. İki taraf Çin'in “Kuşak ve Yol” Girişimi’nin Türkiye’nin “Orta Koridor” Girişimi’yle uyumlaştırılması konusunda derinlemesine görüş alışverişinde bulunmuştur. Çin, artık Türkiye’nin en büyük ikinci ticaret ortağı haline gelmiştir. İki ülke, Çin-Türkiye Hükümetler Arası İşbirliği Komitesi gibi mekanizmaları en iyi şekilde değerlendirerek kalkınma stratejilerini uyumlu hale getirmeli, işbirliği alanlarını genişletmeli, potansiyel işbirliği fırsatları keşfetmeli ve karşılıklı yarara dayalı işbirliğini bir üst seviyeye çıkarmalıdır.
Üçüncüsü, kültürel etkileşimimiz artırılmalıdır. Çin ve Türkiye’nin medeniyetleri birbirini zenginleştirir. Geçtiğimiz yıl Türkiye’ye gelen Çinli turist sayısı bir önceki yıla göre %65 artarak 410 bine yaklaşmış ve pandemi sonrası yeni rekor kırmıştır. Çin’in “Şiirsel Dans Draması: Sadece Mavi-Yeşil” Türkiye’de büyük ilgi görmüştür. Kapadokya’da balon turlarıyla Türkiye Çin’de romantik bir ülke olarak anılmaktadır. Yerel yönetimler ve üniversiteler arasındaki temaslar, spor alanındaki işbirlikleri artmaktadır. İki taraf, karşılıklı anlayışı ve doğru algılamayı daha da güçlendirip halklar arasındaki dostluk bağlarını pekiştirmek için münasebetleri ve işbirliklerini daha da derinleştirmelidir.
Dördüncüsü, çok taraflı işlerde işbirliğimiz güçlendirilmelidir. Yeni yükselen piyasalar ve G20’nin önemli üyeleri olarak Çin ve Türkiye, birçok önemli uluslararası ve bölgesel meselede ortak ya da benzer görüşleri paylaşmaktadır. İki taraf, uluslararası konularda stratejik iletişimi güçlendirmeye devam etmeli, BM gibi çok taraflı platformlarda koordinasyon ve işbirliğini derinleştirmeli, küresel sanayi ve tedarik zincirlerinin istikrarlı işleyişini birlikte korumalı ve adil, makul bir küresel yönetişim sisteminin tesisine ivme kazandırmalıdır.
2- Geçtiğimiz yıl 48,3 milyar dolara ulaşan ikili ticaret hacmiyle Çin, Türkiye'nin ikinci en büyük ticaret ortağı haline gelmiştir. Ancak iki ülke arasında hâlâ ciddi dış ticaret açığı bulunmaktadır. Kısa süre önce sona eren “İki Oturum" dünyanın dikkatini üzerine çekerken birkaç gün önce Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in uluslararası iş dünyasının temsilcileriyle yaptığı görüşme tekrar büyük yankı uyandırmıştır. Çin'in dışa açılım konusunda yeni girişimleri olacak mı? Türkiye-Çin işbirliklerinde daha büyük ve daha dengeli ilerlemeler kaydedilecek mi?
Çin, dışa açılımı temel bir ulusal politika olarak benimsemiştir. Çin’in ortalama tarife oranı %7,3’e düşerek küresel ölçekte düşük seviyede sayılır. İmalat sektöründe yabancı yatırımcılar için tüm pazar erişim kısıtlamaları kaldırılmıştır. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla, Çin’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketlerin sayısı 1 milyon 240 bine ulaşmış, yatırım hacmi 3 trilyon yuana yaklaşmıştır. Telekomünikasyon, sağlık ve eğitim gibi alanlarda daha çok pilot projesi başlatılmıştır. "Kuşak ve Yol" Girişimi yüksek kalitede ilerlemekte, bir takım büyük ölçekli projeler ve halka yararlı olan kamu projeleri sağlam adımlarla uygulanmaktadır.
Çin’in yıllık “İki Oturumu” (Çin Ulusal Halk Kongresi ve Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı’nın eş zamanlı genel kurul toplantıları) kapsamında sunulan hükümet çalışma raporunda, dış ortam nasıl değişirse değişsin, Çin’in dışa açılım politikasını kararlılıkla izlemeye devam edeceği belirtilmiştir. Dünyanın en büyük ikinci tüketici pazarı ve en büyük orta sınıf nüfusuna sahip olan Çin, yeşil, dijital ve akıllı dönüşümlere hız kazandırmaktadır. Çin, kurallar, düzenlemeler, yönetim ve standartlar gibi konularda kurumsal açılımı genişletmek üzere güçlü adımlar atmakta, ticaret ve yatırımın serbestleştirilmesi ve kolaylaştırılmasını teşvik etmekte, piyasa odaklı, hukuka dayalı ve uluslararasılaşmış birinci sınıf bir iş ortamını oluşturmaya çaba sarf etmektedir. Çok taraflılık ve serbest ticaret ciddi sınamalarla karşı karşıya kaldığı ortamda, Başkanımız Xi Jinping’in “Çin'i kucaklamak fırsatları kucaklamaktır. Çin'e inanmak, daha iyi bir yarına inanmaktır. Çin'e yatırım yapmak, geleceğe yatırım yapmaktır” şeklindeki moral verici açıklaması, dünya ekonomisine istikrar kazandırmaktadır.
Çin hiçbir zaman ticaret fazlasının peşinde koşmamıştır. Aksine, Türkiye de dahil olmak üzere tüm ülkeleri Çin’in kalkınmasından doğan fırsatları paylaşmaya ve kendini daha da geliştirmeye davet etmektedir. Çin, birçok defa Türk işletmelerini fuarlara katılmaya ve ürün tanıtımı yapmaya davet etmiş, Çinli ticaret teşvik heyetlerini de alım yapmaları için organize edip Türkiye’ye göndermiş, daha çok Türk ürününü Çin halkının yaşamına kazandırmıştır. Türkiye’nin açıkladığı istatistiklere göre, geçen sene Çin’in Türkiye’ye yaptığı finansal olmayan doğrudan yatırım bir önceki yıla göre 1,2 kat artarak 118 milyon dolara ulaşmış, Türkiye’de yaptığı toplam yatırım 3,08 milyar doları bulmuştur. Türkiye’nin Çin’e ihracatı artış göstermiş ve ticaret açığı azalmıştır. İkili ticareti daha dengeli ve sürdürülebilir kılmak için, Çinli şirketlerin Türkiye’ye daha fazla yatırım yapmasını, altyapı projelerinde iş birliğini aşamalı olarak geliştirmesini ve daha çok Çinli turistin Türkiye’yi ziyaret etmesini desteklemeye ve teşvik etmeye hazırız.
Türk tarafının ticaret açığı konusuna rasyonel bir şekilde yaklaşmasını, daha çok Çin pazarına uygun kaliteli ve özgün ürün geliştirerek Çin pazarında daha fazla pay almasını temenni ediyoruz.

3- Geçtiğimiz yıl Türkiye ve Çin, doğal kaynaklar ve madencilik ile enerji dönüşümü alanlarındaki işbirliğine ilişkin mutabakat zaptı imzalamıştır. Son zamanlarda Türk medyasında iki ülkenin elektrikli araçlar ve nükleer santral projesi gibi konulardaki olası işbirliği çok konuşulmaktadır. Türkiye'nin yatırım konusunda avantajlı ve cazip hususları nelerdir? İki ülke arasındaki enerji işbirliklerinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Serbest piyasa, sağlam sanayi temeli ve gelişmiş altyapı tesisleri ve Avrupa’yı Asya’ya bağlayan benzersiz ve avantajlı bir coğrafi konumuyla önemli bir kavşak olan Türkiye, geniş bir pazara kolay ulaşabilir. Türkiye’nin ekonomisi büyüme eğilimini koruyup dünya ortalamasının üzerinde bir hızla gelişmektedir. Son dönemde enflasyon sorununun hafiflemesiyle ekonomisi daha istikrarlı hale gelen Türkiye, gittikçe daha fazla Çinli yatırımcıyı çekmektedir.
Enerji alanında ikili işbirliği hızla gelişmektedir. Çin’in Türkiye’ye yaptığı en büyük doğrudan yatırım projesi olan Hunutlu Termik Santrali, art arda iki yıldır yıllık 10 milyar kilovat saatin üzerinde elektrik üretmiştir. Çinli firma tarafından üstlenilen Tuzgölü Yeraltı Doğalgaz Depolama Tesisi Genişletme Projesi’nin çekirdek bölümleri tamamlanmıştır. İki taraf şu an Türkiye’deki üçüncü nükleer santral projesi konusunda müzakereleri hızlandırmaktadır. Çinli işletmelerin Türkiye’deki enerji projelerine katılıp Türkiye’nin enerji dönüşümü ve yeşil kalkınmasına katkıda bulunmasını teşvik ediyor ve destekliyoruz. Türk tarafının Çinli işletmeler için daha adil ve dostane bir iş ortamı oluşturmasını temenni ediyoruz.
4- ABD yönetimi, Çin'den yapılan ithalata birçok defa ek gümrük vergisi getirildiğini duyurdu. Tarifelerin ulusal çıkarları korumak için güçlü bir araç olduğu vurgusuyla yeni adımlar atan ABD yönetiminin bu politikaları Çin’in ekonomik büyümesini nasıl etkileyecek? Bu politikalar ticaret ve yatırım anlamında Türkiye-Çin ilişkilerine nasıl yansıyacak? Çin tarafı nasıl bir karşılık verecek?
ABD tarafı Çin'den ithal edilen mallara birçok defa ek gümrük vergisi getirmiştir. Çin, buna kararlılıkla karşıdır ve kendi hak ve çıkarlarını korumak için kararlılıkla karşı tedbirleri alacaktır. Tarife savaşı ve ticaret savaşı tarihsel eğilimlere ve ekonomik kurallara aykırıdır ve bunların kazananı olmayacaktır. Baskı, zorlama ya da tehdit Çin ile ilişkiler kurmanın doğru yolu değildir. Çin tarafı, ABD'ye tek taraflı tarife tedbirlerini iptal etmesi ve ticaret ortaklarıyla anlaşmazlıkları eşit diyalog yoluyla uygun şekilde halletmesi çağrısında bulunmaktadır.
Geçtiğimiz yıl Çin ekonomisi istikrarlı bir şekilde gelişmiş, gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH) yıllık bazda %5 oranında büyüyerek 134,9 trilyon yuana ulaşmıştır. Büyüme hızı, dünyanın önde gelen ekonomileri arasında ilk sıralarda yer alırken, küresel ekonomik büyümeye katkısı yaklaşık %30 seviyesine çıkmıştır. Çin, en büyük imalat ülkesi olmanın yanısıra mal ticaret hacmi ve döviz rezervleriyle dünyada birinciliğini ve hizmet ticaret hacmiyle ise ikinciliğini korumuştur. Çin, devasa bir pazar, tamamlanmış endüstri sistemi ve zengin insan kaynağı vb. avantajlara sahiptir. İç talep, yapı ve motivasyonun gelişmesiyle Çin’in ekonomik gelişmesi için yeni alanlar açılacaktır. Çin ekonomisinin uzun vadede iyiye gitme eğilimi değişmemiş ve değişmeyecektir. 2025 yılında ortalama %5’lik ekonomik büyüme hedefimize ulaşmak için güvenimiz, yeteneğimiz ve koşullarımız tamdır.
Gelişmekte olan ülkeler ve “Küresel Güney”in önemli üyeleri olarak Çin ve Türkiye, kendi ulusal kalkınma ve yeniden canlandırılma hedeflerini gerçekleştirme ve uluslararası ilişkilerin temel ilkelerini koruma gibi konularda mutabıktır. Çin, Türkiye ile karşılıklı yarara dayalı işbirliğini güçlendirmeye, sıfır toplamlı oyun ve blok çatışmalarına birlikte karşı çıkmaya ve “ilişkileri kesme ve tedarik zinciri koparma” gibi yanlış uygulamalara beraber direnmeye, büyük zorluklarla elde edilen çok taraflı ticaret sistemini birlikte korumaya ve kapsayıcı ve evrensel yararlı olan ekonomik küreselleşmeyi birlikte teşvik etmeye hazırdır.
5- Son dönemde, Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek’in piyasaya sürdüğü yüksek performanslı ve ticari kullanım için ücretsiz olan açık kaynaklı büyük model, dünya çapında büyük ilgi görmüş ve çok konuşulmaktadır. Az sayıda ülke güvenlik gerekçesiyle DeepSeek’i yasaklamıştır. Bu konuya ilişkin değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Günümüzde yapay zeka alanında yeni teknolojiler devamlı gelişmekte, yeni iş modelleri sürekli ortaya çıkmakta ve yeni uygulamalar hızla yaygınlaşmakta olup yeni bir teknolojik devrim ve endüstriyel dönüşümün önemli itici gücü haline gelmiştir. Yapay zekada inovasyon ve gelişimi hızlandırırken Çin, güvenliğe de önem vermekte, girişimcilerin kendi gücüyle yenilik yaratmalarını teşvik etmekte ve desteklemektedir. Dünya ülkelerinin yapay zekadan yararlanması için Çin, açık kaynaklı teknolojiyle yapay zekanın dünyaya fayda getirecek şekilde gelişmesine ivme kazandırmakta, yapay zeka hizmetine ulaşılabilirliği artırmaya çalışmaktadır. Bununla beraber ideolojiyle sınır çizilerek ulusal güvenlik kavramının genelleştirilmesi, ekonomik, ticari ve teknolojik meselelerin siyasallaştırılmasına karşıyız. Aslında sadece Çin’in önde gelen işletmeleri değil, Nvidia, Amazon, Microsoft vb. yurtdışı teknoloji devleri ve çok sayıda girişim şirketi de DeepSeek ile “evliliklerini” duyurarak somut adımlarla güven oyu vermiştir.
Türkiye hükümeti, “Türkiye Yüzyılı Reform Planı”nda dijital dönüşümü temel sütunlardan biri olarak belirlemiştir. Bu yıl Çin’in “İki Oturumu” kapsamında sunulan hükümet çalışma raporunda, “‘Yapay Zekâ+’eyleminin devamlı olarak teşvik edilmesi’’ne ikinci kez yer verilmiş ve “geleneksel sanayi sektörünün dönüşümü ve geliştirilmesinin teşvik edilmesi, imalat sektörünün dijital dönüşümünün hızlandırılması” önerilmiştir. Son günlerde Çin Ulusal Doğal Bilimler Vakfı (NSFC) ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından yayımlanan ortak araştırma projelerine yönelik 2025 yılı ikili iş birliği çağrısı dikkatimi çekmiştir. Bu kapsamda ikili bilimsel işbirliğini güçlendirmek ve araştırma sonuçlarının pratiğe dönüştürülmesini hızlandırmak üzere iki ülkenin bilim insanlarının sağlık ve tarım alanlarında yapay zeka uygulamaları ve araştırmalarına fon sağlanacaktır. Daha üst düzeyde karşılıklı yarar ve ortak kazanç sağlamak üzere Türkiye ile kalkınma stratejilerinin uyumlaştırılmasını hızlandırmaya, yapay zeka alanında ‘DeepSeek’ (derinlemesine araştırma) yapmaya, işbirliğinin seviyesini ve teknolojik oranını sürekli olarak artırmaya hazırız.