Anasayfa > Haberler
Alışılagelmemiş Güvenlik Tehditleri ve Uluslararası Terörizmle Mücadelede İş Birliği
Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Ekselansları Luo Zhaohui’nin Konuşması
2020-12-24 15:16

Değerli Meslektaşlar,

Hanımlar ve Beyler,

İyi akşamlar. Çin Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü (CIIS) tarafından düzenlenen bu seminere katılmak büyük bir zevk. Çin Dışişleri Bakanlığı adına, 

seminerin açılışı ve CIIS'in yaptığı tüm hazırlıklar için tebriklerimi sunarım.

Önümüzdeki yıl, Soğuk Savaş'ın sona ermesinin 30. ve 11 Eylül saldırılarının 20. yıl dönümü olacak. Uluslararası toplumun son otuz yılda karşılaştığı 

alışılmışın dışındaki güvenlik tehditlerini gözden geçirirken, birkaç sonuca varabiliriz.

Birincisi, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana, özellikle 11 Eylül'den sonra, alışılmamış güvenlik tehditlerinin sayısı ve sıklığı arttı ve giderek insanlık 

için büyük bir tehdit haline geldi. 11 Eylül terör saldırıları, SARS salgını, Hint Okyanusu tsunamisi, küresel mali kriz ve devam eden salgın bu görüşü defalarca 

kanıtladı.

İkinci olarak, alışılmışın dışındaki güvenlik tehditleri, uluslarötesi tepkiler gerektirir. Küresel bir köyde, ortak bir geleceği olan bir toplulukta yaşıyoruz ve 

hiç kimse ortak tehditlere karşı korumalı değil. Bu nedenle, aynı teknedeki yolcular gibi dayanışma içinde çalışmak, geleneksel olmayan güvenlik tehditlerini 

ele almanın tek doğru yoludur. SARS salgını, Hint Okyanusu tsunamisi ve küresel mali krizle bu şekilde baş ettik. 11 Eylül, uluslararası toplumu terörle 

mücadele konusunda bir araya getirdi. COVID19 ile şimdiye kadarki deneyimimiz, toplu bir yanıt ihtiyacının da altını çiziyor.

Dördüncüsü, terörizmle mücadelede uluslararası iş birliği üzerine düşünmek gerekiyor. Terörizme karşı küresel mücadelede önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. 

Bununla birlikte, terörist faaliyetler yaygınlaşmaya devam ediyor, üreme alanı henüz ortadan kaldırılmadı, uluslararası ortak anlayışın güçlendirilmesi 

gerekiyor ve sürdürülebilir bir strateji henüz şekillenmedi. Tek taraflı ve zorbalık uygulamalarını tercih eden belirli bir ülke, terörle mücadeleyi siyasallaştırmış 

ve uygun bir araca dönüştürmüştür. Bu, uluslararası terörle mücadele iş birliğinde ciddi aksamalara neden olmuştur ve hepimizin teyakkuzda olması gerekiyor.

Arkadaşlar,

Georg W. F. Hegel'in belirttiği gibi, tarihten öğrendiğimiz tek şey, tarihten hiçbir şey öğrenmediğimizdir.

Tüm dünyada sık sık yaşanan terör saldırıları bize terörizmin hiçbir zaman ortadan kalkmadığını hatırlatıyor. Uluslararası terörizmle mücadelede iş birliğinin 

hâlâ uzun bir yolu var ve zayıflatılmak yerine güçlendirilmesi gerekiyor. Terörizmle mücadelede, çok taraflılığı savunmalı, kapsamlı bir yaklaşım benimsemeli, 

birleşik bir standart izlemeli ve açıklık ve kapsayıcılığı benimsemeliyiz.

Çin, terörizme karşı uluslararası mücadelenin önemli bir üyesidir ve terörle mücadelede iş birliğine aktif bir katılımcı olarak katkıda bulunmaktadır. Diğer 

ülkelerle terörizmle mücadele ve radikalleşme politikaları konusunda verimli alışverişlerde bulunduk ve uluslararası çabalara faydalı deneyimlerle katkıda 

bulunduk. Birkaç yıl önce Çin'in Xinjiang bölgesi, terörizm ve radikal ideolojilerden büyük ölçüde zarar gördü. Kana susamış teröristler, birçok masum cana 

ve yaralanmaya yol açan binlerce hain saldırı planladı ve gerçekleştirdi. Bölge, Xinjiang'daki tüm etnik gruplardan insanların yaşamlarını korumak için, şiddet 

içeren terörizmi yasalar gereğince durdurdu ve aynı zamanda terörizmin temel nedenlerini ortadan kaldırmaya çalıştı. Yerel yönetimler, insanların yaşam 

standartlarını yükseltmek, hukuk anlayışlarını geliştirmek ve aşırılık ve terörizme karşı eğitim ve genel bilinçlendirme sağlamak için çok çalıştı. Bu çabalar bir 

fark yarattı. Son dört yıldır, Xinjiang, terör saldırılarından kurtuldu; orada yaşayan insanlar artık sakin ve uyumlu bir sosyal çevrenin tadını çıkarmaktalar. Bu, 

Xinjiang'da alınan terörle mücadele ve radikalleştirme önlemlerinin etkili olduğunun somut bir kanıtıdır. Bu süreç, küresel deradikalleştirme çabalarına yararlı 

deneyimler sunmakta ve Çin'in uluslararası terörle mücadele çabalarına katkısını temsil etmektedir.

Doğu Türkistan İslami Hareketi (ETIM), BM Güvenlik Konseyi tarafından listelenen terörist bir gruptur. ETIM ile mücadele, Çin'in terörle mücadele çabalarında 

temel bir unsur ve küresel terörle mücadele çabalarının ayrılmaz bir parçasıdır. Ne yazık ki, belirli bir ülke, açıkça çifte standartlı bir hareketle, ETIM'in uluslararası 

fikir birliğini ihlal eden ve terörle mücadelede iş birliğini baltalayan bir terör örgütü olarak tanımlanmasını, ETIM'i aklayarak ve cesaretlendirerek, iptal etti. 

Uluslararası toplumun, ETIM'in şiddet içeren, terörist doğası ve onun büyük tehlikesi konusunda açık görüşlü olacağına, grubun listeden çıkarılmasına karşı 

çıkacağına ve bu güvenlik tümörü ortadan kaldırılıncaya kadar terörist grubu engellemek için birlikte çalışmaya devam edeceğine inanıyor ve bekliyoruz.

Burada Çin'in terörle mücadele konusundaki önerilerini paylaşmak istiyorum.

Birincisi, uluslararası mutabakatı korumak önemlidir. Terörle mücadele konusundaki uluslararası fikir birliği, insanlığın yaşadığı sayısız trajediden çıkardığımız 

değerli bir derstir. Teröre karşı en güçlü silah olarak birlik ve iş birliğine olan inancımızı korumalıyız, münhasır blok veya "kazananı olmayan oyun" zihniyetinin 

üzerine çıkmalıyız, uluslararası adaletin yanında durmalı, meselelerin esasına göre kararlar almalı ve kararlılıkla terörizm konusunda uluslararası fikir birliğini 

tehlikeye atan ve aşındıran, tek taraflı, bencil ve zorbaca eylemlere karşı çıkmalıyız. Terörle mücadele çabasının doğru yönde kalmasını ancak mutabakatımız 

bozulmadan kaldığında sağlayabiliriz.

İkinci olarak, etkili önlemlerin alınması önemlidir. Terör faaliyetlerinin yeni eğilimleri ve yeni özellikleri göz önüne alındığında, merkezi bir koordinasyon rolü 

oynamasında BM'yi desteklememiz, pozisyonların ve eylemlerin daha fazla koordinasyonunu desteklememiz ve siberterörizm, yabancı terörist savaşçılar, 

radikalleşme, terörün finansmanı ve diğer öne çıkan sorunlar ile mücadele için yaratıcı ve çok yönlü çözümleri desteklememiz gerekiyor. COVID19'un etkisine 

daha fazla dikkat edilmelidir, böylece terörist örgütler salgını saldırıları kışkırtmak ve yürütmek için kullanamaz. 

Üçüncüsü, birleşik bir standardı takip etmek önemlidir. "İyi" veya "kötü" terörizm yoktur, sadece terörizm vardır. Tarih, terörizme yataklık etmenin nihayetinde 

geri tepeceğini defalarca kanıtladı. Sıfır toleranslı, ayrım gözetmeyen bir yaklaşım benimsemeli ve nerede olurlarsa olsunlar ve her ne sebepleri olursa olsun 

teröristlere kararlı bir şekilde saldırmalıyız. İdeolojik önyargıları veya çifte standartları reddetmeli ve terörizmi herhangi bir ülke, etnik köken veya din ile 

ilişkilendirmekten kaçınmalıyız.

Dördüncüsü, terörizmi üreme alanında ortadan kaldırmak önemlidir. Kalkınma, tüm sorunların ana anahtarıdır. Terörizmin hem semptomlarını hem de temel 

nedenlerini ele almalı, gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ve sosyal kalkınmayı kolaylaştırmalı ve yoksulluğu etkili bir şekilde azaltmalı ve ortadan kaldırmalıyız. 

Gelişmekte olan ülkeler, özellikle de terörizmle mücadelede ön saflarda yer alanlar, terörizmle mücadele ve radikalleştirmede kapasite oluşturmalarına yardımcı 

olmak ve terörizme karşı mücadelede her bağlantıyı güçlendirmek için maddi yardım, personel eğitimi ve diğerleri şeklinde güçlü destek almalıdır. Uluslararası 

terörizmle mücadele çabalarına entelektüel katkı sağlamak için uzman ve akademik değişimler teşvik edilmelidir.

Son olarak, mutabakat oluşturmak ve terörle mücadelenin yükselen ivmesini sürdürmek için bu seminerin düzenli olarak yapılmasını öneriyorum. Bir dahaki sefere 

bir basın bildirisi yayınlamayı ve daha fazla ülkeyi davet etmeyi düşünebiliriz. Son olarak, seminere başarılar diliyorum. 

Teşekkür ederim.

Arkada?lara tavsiyeler:   
Yazdir